Atatürk ilke ve inkılapları.com

En Popüler Atatürk Sitesi

Get Adobe Flash player

kpss Kısa Tarih Notları

Her Yer Atatürk

türkiyede sendika tarihi

TÜRKİYE'DE SENDİKACILIK

Sendika kavramı, başlangıçta «çalışma sözleşmelerinin kurduğu sürekli bir birliktir». Şu var ki, sendikacılık bu amacı sonradan aşmış, her ülkede işlerin demokrasiye uygun biçimde yürütülmesini sağlayacak bir başka toplum düzeninin kurulması amacına yönelmiştir. Sendikalarla örgütlenen insan yığınlarının özlediği demokrasi, oy avcılığına dayanan bireysel demokrasiye üstünlük sağladığı gün Devlet kavramının temelinden değişeceğine şüphe yoktur.

Gelişen sanayi tekniği Avrupa’da çalışma koşullarını altüst edince, işçinin örgütlenme biçimi ilkin İngiliz etkisinde kaldıysa da biri Alman öbürü Fransız başlıca iki tür halinde sendikacılık gelişme gösterdi.

Memleketimizde işçi sınıfının doğuşu ve işçile rin örgütlenmesi XIX. yüzyılın ilk yarısına rastla.r Çünkü Türkiye’de sanayileşme daha önce söz konusu olmamıştı.

Araştırmalara göre işçilere ilişkin ilk kurum 1881 de ortaya çıkan Ameleperver Cemiyeti’dir. Ve saptanan ilk grev 1872

Kasımpaşa Tersanesi işçilerinin grevidir.

Cumhuriyetin ilanından sonra dernek kurma özgürlüğü 1924 Anayasası ile güvence altına alındığı gibi, 1909 Cemiyetler Kanunu da yürürlükte bırakıldı. 1923 de İstanbul Amele Birliği, İşçi Tesanüt ve Teavün Cemiyeti gibi dernekler kuruldu. 17 Şubat 1923 İzmir İktisat Kongresine «İşçi grubu» sıfatıyla çağrılanlar oldu. Böylece birçok işçi kuruluşu öncüleri ve yöneticileri İzmir’de bir araya gelme ve örgütlenme konularını görüşme olanağı buldu. İstanbul Amele Birliği, Türkiye ölçüsünde bir kuruluş haline getirilmek istenerek Türkiye Amele Birliği kuruldu. Fakat bu kuruluş 1924 den sonra işleyemez duruma geldi.

4 Mart 1924 de çıkarılan «Takriri Sükûn Kanunu», sol eğilimli Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın çalışmalarına son vererek Türkiye'de dernek kurma, siyasal veya mesleksel örgütlenme olanağını ortadan kaldırdı. Yine de, ağır ekonomik baskı altındaki işçiler greve gitmekten çekinmiyordu. 1936 ya kadar İstanbul’da ve İzmir’de bazı grevler oldu. Bunun sonucu 1933 yılında Türk Ceza Kanunu'nun 201. maddesi değiştirilerek işçileri toplu olarak işi bırakmaya kışkırtanlar için ağır cezalar konuldu. Bu arada 1936 da İş Kanunu kabul edilip bir yıl sonra yürürlüğe konması hükme bağlandı. Bu kanun işçilerin örgütlenmesini engelleyen, işyerlerinde işçi temsilciliğini hak arayıcı düzeye indiren bir kanundu.

Kısıtlamaların tek amacı işçi sınıfı bilincinin güç kazanmasıydı. 1938 de Cemiyetler Kanunu’nda yapılan bir değişiklikle sınıf esasına dayanan dernek kurma yasaklandı. Esasen kurulamayan sendikalar böylece bir süre için daha ertelenmiş oldu.

İkinci Dünya Savaşı yıllarına örgütsüz giren işçi sınıfı, yeni fedakârlıklara katlanma durumunda bırakıldı. Zorunlu iş yükümlülüğü getirildi. Zorunlu iş yükümlülüğü ile ortaya çıkan iş güvenliği, sağlık koşulları gibi işçi sorunları çözüm bulamayınca, «çalışma hayatı ile ilgili işleri düzenleme, yürütme ve denetleme ile görevli olmak üzere» bir Çalışma Bakanlığı kurulması Cumhurbaşkanlığına önerileli (8 Haziran 1945). Ve nihayet 10 Haziran 1946 da sınıf esasına dayanan dernek kurma yasağı kaldırıldı. Böylece sendikacılık hareketi yeniden canlandı. ÇaIışma Bakanlığı ilkin sendika sözcüğünden hoşlanmadığı halde Hükümetçe hazırlanmak zorunda kalınan Sendikalar Kanunu ufak değişikliklerle 20 Şubat 1947 de kabul edildi. Ancak, Kanunda sendika* kurma özgürlüğünü kısıtlayıcı birçok hükümler vardı. Sendikaların politika ile, siyasal propaganda ile ve siyasal yayınlarla uğraşması yasaklanmıştı. «Ulusal çıkarlara aykırı davranılamaz» hükmü ise grevin yasaklanması demekti. Sendikacılık ile komünistliğin bazı çevrelerce eşanlamda sayılması işçileri, sendikalardan ve sendika kuranlardan uzak tutuyordu. Bu kuşkuyu gidermek isteyen CHP iktidarı sendikalar kurma işini kendi eline aldı.

14 Mayıs 1950 seçimleri ile DP’nin iktidarı devralması üzerine bu parti yandaşlarının kurduğu Hür İşçi Sendikaları Birliği daha cesur bir çalışma programı uygulamaya koyuldu.

Yavaş yavaş aynı iş kolundaki sendikaların örgütlenmesi gelişme gösterdi.

Grev hakkını kullanmadan, toplu sözleşme yapma olanağı bulamadan siyasal iktidarın çeşitli engellemeleri ve yasaların yetersizliği yüzünden bekleneni ve umulanı gerçekleştiremeyen sendikalar ancak 27 Mayıs 1960 dan sonra gerçek sendika niteliğine kavuşabildiler. Yeni Anayasa, özgür sendikalar yapma haklarını tanıdığından, işçi sendikaları daha geniş alanda çalışma olanağı buldu. Sendikalar grev hakkını elde ettikten sonra, mücadeleleri daha başka konulara ve fikirlere yönelmeye başladı.. Artık yeni bir dönem açılmıştı.

tag:türkiyede sendikacılık,türkiyede sendika tarihi, türkiyenin sendika tarihi,ameleperver cemiyeti,ilk işci grevi,türkiye amele birliği

 
.

Site İçi Arama